Almanya hükümetinin bir endüstri stratejisi olan ve esas olarak bilişim teknolojilerindeki yeni gelişmelerin imalat endüstrisinde uygulanmasını içeren Endüstri 4.0, ilk olarak 2011 Honover fuarında siyasetten, sermayeden ve üniversiteden 3 temsilciyle açıklandı. 2000’li yıllarda imalat endüstrisinin gittikçe daha fazla uzak doğuya kaymasına karşın diğer endüstrileşmiş ülkelere göre de bu sektördeki işsizliği engelleyen Almanya, gittikçe derinleşen kriz karşısında Endüstri 4.0 hamlesiyle yeni bir kırılma yaratacağını söylüyordu. 2000’lerde ortaya çıkan yeni teknolojilerin ve yeni süreçlerin 4. endüstri devrimi olarak tanımlandığı bir kampanya ile bu kırılmayı yaratmayı hedefleyen Almanya, bu stratejisini halen sürdürüyor. Avrupa Birliği genelinde Ufuk 2020 gibi projelerle benimsenen bu strateji, TC’de planlama aşamasında.

Endüstri 4.0 stratejisi endüstriyel teknolojinin tarihini şöyle yazıyor:

  1. endüstri devrimi: 18.yy sonunda mekanik üretim araçları
  2. endüstri devrimi: Elektrik enerjisiyle kitlesel üretim, Fordizm, Taylorizm
  3. endüstri devrimi: Elektronik ve bilişim ile üretim süreçlerinin daha fazla otomasyonu
  4. endüstri devrimi: IoT, bulut bilişim, yapay zeka ve diğer yeni teknolojiler ile daha fazla otomasyon

Teknolojik yenilik esasında sürekliliği olan bir süreçtir. Bu yüzden, bu kampanyanın yaptığı gibi yeniliklerin keyfi olarak gruplanıp her birine “devrim” denmesi, meselenin özüne aykırı olduğu gerekçesiyle eleştiriliyor. Bu sunuş şekli büyük ihtimalle işçilerde daha fazla motivasyon yaratmak amacıyla seçiliyor. Endüstri 4.0’ın teknolojik değil ekonomik bir strateji olduğu göz önüne alındığında, kapitalist ekonominin temelindeki rekabet açısından da incelenmesi gerekiyor.

2000’li yıllarda imalat endüstrisinin uzak doğuya kaymasında iki temel neden var. İlki, herkesin bildiği gibi düşük işçi maliyeti. Daha az bilinen ikincisi ise özelleştirilmiş üretim. Geleneksel üretim yapan bir Alman fabrikası, ciddi bir planlama çerçevesinde anlaşmasını yapar fakat standart bir parçada istenilen en ufak değişikliği, hem birkaç ay gecikmeyle, hem de birkaç kat maliyetle üretir. Alibaba sitesine girdiğinizde ise Çin’deki yüzlerce tedarikçiden ihtiyacınız oldukça istediğiniz miktarda alıp sonsuz revizyon yapabilirsiz. Bu üreticilerin bazıları tek odalı evinde yatağının yanındaki CNC tezgahında üretmektedir. Özelleştirilmiş üretim, özellikle ürün geliştirme ve arge aşamalarında, imalat endüstrisinin bilişim dünyasında görüp öykündüğü sürekli geliştirme ve sürekli yenilik süreçlerini mümkün kılmaktadır.

Endüstri 4.0 stratejisi toplumun uzman olmayan işçi ihtiyacını azaltmıştır. Bu stratejinin işsizlik yaratması beklenirken, Hartz reformlarıyla birlikte bu uzman olmayan kesim, geçici, güvencesiz ve aşırı düşük ücretlerle çalışmak zorunda kalmıştır. Almanya’da son 10 yılda işçi kesimlerinin ücretleri arasındaki farklar gittikçe artmış, çalıştığı halde yoksulluk riski olan kesimin oranı 2 katına çıkmıştır. Bu düşük ücretli işçi kesimi olmadan Alman endüstrisinin “rekabet gücünden” bahsetmek imkansızdır.

Hiç şüphesiz, Çin’deki çalışma koşullarıyla karşılaştırıldığında Almaya’nın yoksul işçileri daha iyi durumdadır. Çin devletinin baskıları nedeniyle çalışma koşulları hakkında net veriler olmasa da yüksek teknoloji üretiminin yapıldığı fabrikalarda aşırı çalışmaktan intihar eden işçileri biliyoruz. Hava kirliliği yüzünden sokağa çıkma yasağı konulan Çin şehirlerinde yükselen teknoloji, Endüstri 4.0 dönüşümünde, daha sonra başlamasına karşın bugün Avrupa ile aynı seviyededir. 2017 yılında TÜSİAD ve BCG yatırım şirketinin yayımladığı rapor, bu verilere bakarak TC’ye Almanya’yı değil Çin’i örnek almayı tavsiye ediyor!

Odağımızı teknolojiden daha geniş bir açıya, kapitalist ekonominin dinamiklerine aldığımızda, Endüstri 4.0’ı 2008’de başlayan ekonomik krizden kurtulmak amacıyla kapitalizme yapılan bir update olarak görebiliriz. Daha önceki kapitalizm update’ini yapan İngiltere-ABD merkezli finans sermayesi, küreselleşme ile genişlerken endüstrinin coğrafya değiştirmesine neden olmuştu. Bu süreçte sürüklendiği kriz sonrasında Almanya-Fransa merkezli endüstri sermayesinin yaptığı kapitalizm update’inin etkilerinin ise Brexit’le sınırlı olmayacağını tahmin etmek zor değil. Hangi politikalar eşlik ederse etsin, kapitalizmin her update’inin ardından bir kriz, yani sömürünün update’i geliyor. Daha çok insanın daha yoğun sömürüsü. Endüstri 4.0 sömürü güncelleniyor…

Özgür Oktay

[email protected]

 

Bu yazı Meydan Gazetesi’nin 45. sayısında yayınlanmıştır.

Gazetemizde yayınlanan tüm yazılara arşiv bölümünden ulaşabilirsiniz.

Etiketler: , , , , ,

Giriş
Login