Hapishanelerdeki LGBTİ tutsakların sayısına dair 2014 yılında açıklanan rakam 95 idi. Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre bu sayı Ocak 2016’da 137’ye ulaştı. 2016 sonrasında ise Adalet Bakanlığı, yapılan bilgi edinme başvurularına cevap vermedi; LGBTİ tutsakların sayısına dair güncel bir veri elde edilemedi.

LGBTİ tutsakların çoğu şu anda kapalı tutuldukları hapishanelerde açık havaya çıkamıyor, hapishanelerde iş imkanı varsa çalışamıyor, kurslara katılamıyor. Diğer tutsakların LGBTİ tutsaklara yönelik oluşturduğu “tehdit” sebebiyle, hapishane yönetimi tarafından “güvenlik” bahane ediliyor; LGBTİ tutsaklar tecrit içinde tecride maruz bırakılıyor.

Cımbız, peruk, topuklu ayakkabı ve cinsiyet geçiş süreçlerinde kullanılan hormon ilaçlarına kadar birçok şeye erişimin hapishane yönetimleri tarafından engellenmesi, tutsakların ruhsal ve bedensel bütünlüğünü etkileyen bir işkenceye dönüşüyor. Tutsaklar -hapishane personelleri tarafından- kendi kullandıkları isimleriyle değil, kimlik isimleriyle çağrılıyor; LGBTİ tutsakların iradesi sürekli olarak bir saldırı altında kalıyor. Trans tutsaklar kadın kıyafetleri ve topuklu ayakkabı giymek istediği için gardiyanlar tarafından darp ediliyor…

Yaşadığımız coğrafyada Maltepe, Metris, Rize, Tekirdağ, Eskişehir, Samsun, Alanya ve birkaç hapishanede daha LGBTİ koğuşları var. Fakat bu koğuşlara girmek için kişinin kimliğinin “açık” olması gerekiyor. Peki her LGBTİ tutsak, hapishane içerisinde kendi cinsel kimliğini açıkça ifade edebiliyor mu ya da etmek istiyor mu? Bu sorunun cevabını devletin “pembe hapishane” uygulamasıyla aramaya çalışalım…

Adalet Bakanlığı’nın LGBTİ bireyler için ayrı bir hapishane açmayı planladığı, ilk kez 2013 yılında duyulmuştu. Dönemin Adalet Bakanı Bekir Bozdağ “pembe hapishane” talebinin hapishanelerde ayrımcılık ve şiddete maruz kalan LGBTİ bireylerden geldiğini iddia etse de LGBTİ örgütleri bu uygulamanın tam karşısında duran açıklamalarda bulunmuş, söz konusu uygulamayı eleştirmişti.

Devlet “pembe hapishane”nin LGBTİ tutsaklar için “daha güvenli” ve “daha iyi” olacağını iddia ederken; şimdilerde yeniden gündeme gelen bu uygulamanın neleri beraberinde getireceğine bakmakta fayda var.

Kendi cinsel yönelimini ailesine ve çevresine açıklamayan insanların tutuklandıklarında gönderilecekleri yerin “pembe hapishane” oluşu, kişilerin cinsel yönelimlerinin ifşası anlamına gelecektir. Tutuklanan LGBTİ bireyler böyle bir uygulama ile toplu şekilde “fişlenecek”; cinsel kimliği “açık” olmayan kimseler için bu durum dışlanma ya da ayrımcılığa maruz kalma gibi ihtimalleri de beraberinde getirecektir. Bu uygulamanın, hapishanedeki yakınlarını ziyarete giden bireyler için benzer bir şiddeti beraberinde getirmesi de mümkün.

Mevcut hapishanelerdeki homofobi ve transfobi görmezden gelinir ve hatta doğrudan iktidar aracılığıyla bu homofobi ve transfobi körüklenirken; LGBTİ tutsaklar için yapılacak özel bir hapishane aslında toplu tecrit anlamına geliyor. LGBTİ tutsakların tek bir hapishanede toplanması, onları aile ve arkadaş çevrelerinden de tecrit edecek, hatta tutsaklar için sürgün anlamına gelecek ve yargılama süreçlerini de olumsuz etkileyecektir.

LGBTİ tutsaklar; 2013 yılından bu yana hakkında çeşitli söylentiler olan “pembe hapishane”nin Mart ayı sonunda İzmir’de açılacağını belirtiyor. Tutuklu bulundukları hapishanenin personelinden konuya dair bilgi alan tutsaklara ne hapishane yönetiminden ne de ilgili resmi kurumlardan herhangi bir bilgilendirme yapılmıyor.

LGBTİ tutsaklar şimdilerde sürgün edilecekleri ve bu sebeple de birçok olumsuz durumla karşı karşıya kalacakları “pembe hapishane”ye dair birçok soruyla yüz yüze bırakılmışken; “kendilerine karşı topluca bir suç işlenme ihtimali”nden korktuklarını ise açıkça belirtiyor.

İktidarların “suçlu”yu “cezalandırmak” için inşa ettiği hapishanelerin varoluş amacı bellidir; kapatılan her bir bireyi tahakküm altına almak, sindirmek ve iradesizleştirmek. Devlet beslediği homofobiyi ve transfobiyi şimdilerde “pembe”ye boyamak istese de gri beton duvarların ardındaki adaletsizlikleri gizleyemeyecektir. 

Merve Arkun

[email protected]

 

Bu yazı Meydan Gazetesi’nin 44. sayısında yayınlanmıştır. 

Gazetemizde yayınlanan tüm yazılara arşiv bölümünden ulaşabilirsiniz.

Etiketler: , , , ,

Giriş
Login