Venezuela’da, temel ihtiyaç maddelerinin kıtlığına, enflasyona ve şehirlerde tırmanan şiddete karşı 2014’ten beri devam eden protestolar yükselerek toplumsal isyana dönüştü. Başkan Maduro’nun isyanı bastırmaya yönelik otoriter ve şiddet yanlısı yöntemleri, isyanı günden güne büyütüyor. Venezuela’daki sağcı partilerin isyan içerisindeki varlığı, Maduro’nun sol iktidarı, dünyadaki muhalifler arasında durumun değerlendirilmesi noktasında farklılıklar yaratıyor.

Meydan Gazetesi olarak, Orta Amerika ve Karayipler Anarşist Federasyonu’nun 13 Haziran tarihli değerlendirme metnini sizlerle paylaşıyoruz. Metin, Venezuela’da olanları farklı bir gözle değerlendirmek adına önem taşıyor.

Chavezizm’in Neoliberal ve Militarist “Madurolaşması”

Venezuela’da yaşananlar, komşu topraklarda yaşayan anarşistler olarak bize, uzak ya da ilgisiz görünmüyor. Bağımlı ekonomilerimiz, Venezuela ile yapılan PetroCaribe anlaşmaları sayesinde yirmi yıldır cömert sübvansiyonlar alıyor. Bu nedenle Karayipler bölgesinde neredeyse tüm devletler ve sivil toplum aktörleri, Nicolas Maduro hükümetinin neo-liberal, otoriter ve militarist baskısının zirveye ulaştığı şu anda sessizliğe gömülü.

Toplumlarımız için bu sözleşmelerin değerini inkar etmeyeceğiz, ancak bunların üzerine kurulu olduğu büyük çelişkilere gözümüzü kapayamayız. Bolivarcı devrimin uluslararası yansımalarını, ALBA-TCP gibi anlaşmalarla geliştirilen hizmetlerin faydalarını görmezden gelmiyoruz. Ama biz sadece bölgesel birliğin destekçileri ya da anti-emperyalistler değiliz; aynı zamanda anti-otoriter, anti-kapitalist, anarşist, proleterleriz ve halkın parçasıyız. Bu yüzden petrolle satın alınan sessizliğin suç ortağı olmayacağız.

“Elverişli nesnel koşullar” beklemeyen, “hikayenin sonu” laflarını ciddiye almayan ve 1989’da El Caracazo’yu, neoliberal politikalara karşı dünyadaki ilk büyük halk isyanını gerçekleştiren isimsiz Venezüella halkına benziyoruz ve onları anlıyoruz.

1990’lı yılların başında, (Hugo Chavez’i 1998’de başkanlığa taşıyan parti olan) Beşinci Cumhuriyet Hareketi politik temsil piyasasına girdi ve özörgütlü kitlelere övgüler dizdiler. Ancak bugün aynı kitleler, Chavezizmin ideal olgunluğuna ulaştığı neo-liberal, militarist ve baskıcı sistem tarafından “terörist”, “suçlu” ve “aşırı sağcılar” gibi ifadelerle itibarsızlaştırılıyor — iktidara gelen bütün profesyonel devrimci siyasetçiler tarafından kullanılan ve geçirdikleri korkunç mutasyonu gizlemeye çalışan suçlamalar.

23 Ocak’ta El Valle, Coche, 5 Temuz Caracas, Petare protestolarını örgütleyenlerleyiz; Valencia’nın güney bölgesindeki işçi mahallelerindeki genel isyanın yanındayız. Kalplerimiz, işgallerde ve süpermarketlerin çaldıklarının geri alınmasında, Venezuella’da bizimle aynı mücadele perspektifinde olan yoldaşlarımızın tanıklık ettiği, La Isabelica, San Blas, Los Cedros, los Guayos, Tocuyito, Estado Carabobo’da polisle girilen şiddetli çatışmalarda ve Tacira, Mérida, Maracaibo eyaletlerindeki tekrarlarında.

Otoriter ve katil devletin en önemli destekçisi Bolivarcı Ulusal Polisin, Bolivarcı Ulusal Muhafızların ve Bolivarcı İstihbarat Servisi’nin karşısındayız. 90’lı yılların sahici toplumsal hareketlerinin, Chavezci militarizm ve bürokrasi eliyle bozularak, Zamora Planı ile yaratılan paramiliter “kolektiflerin” karşısındayız. Krizden çıkış adı altında, ezenlerin yerine yenilerini zorla getirmek amacıyla politik makineler arasındaki kutuplaşmayı körükleyen, muhalefet politikacılarına ait medya şiddetinin karşısındayız.

Terörist denilerek, avukatsız askeri mahkemelere ve kalabalık hapishanelere gönderilen binlerce tutsağın yanındayız. Bolivarcı 1999 Anayasasına göre, askeri yargı askeri nitelikteki suçlarla sınırlı, ama bunlar sadece kağıt üzerinde kaldı.

Çoğu genç, yiten onlarca insanın ailelerinin ve binlerce yaralının yanındayız. Farklı barrioların caddeleri ve sokaklarında öz-savunma gruplarını örgütleyen öğrenci gençlerin ve bölge halklarının yanındayız. Maracay’da, “Durum ne de olsa bir hükümet değişikliği ile çözülemez” çünkü, “Ne MUD ne PSUV – Alttakileriz, yukarıdakiler için geliyoruz” pankartı açan gençlerin yanındayız.

Chavezizm’in Anti-Emperyalist İncir Yaprağı

Chavezci medyanın anti-emperyalizmi, garabet bir incir yaprağı gibi şu somut gerçekleri örtmeye çalışıyor: Enerji ve mega madencilik sektörlerinin büyük akbabaları (Chevron, Schlumberger, Halliburton ve Barrick Gold), Venezuela’da 40 yıllık yağlı ihaleleri zaten aldılar ve bu sayede yeni Anayasanın tasarımında söz sahibi olacaklar. Başkan Nicolas Maduro, “arkadaş” ve “yoldaş” dediği Trump’ın eleştirilmesini engellemek için kitlesel medyasına talimat verdi. Maduro, yeni Yanki yönetimiyle diyalog köprüsü kurmak için, devlet şirketi olan Citgo aracılığıyla yarım milyon dolar hibe etti. … “Suudi Venezuela” krizi, bu sefer Bolivarcı yüzüyle geliyor ve peşinden sürükledikleri açlık, toplumsal parçalanma, özerk geçim sağlamanın imkânsızlığı, milyonlarca insan için varoluşsal kaos ve ezilenlerin arasında şiddet. Ve tüm bunlara neden olan, milliyetçi petrol takıntısı (“bir güç olarak Venezuela”), politik kayırmacılık, kurtarıcı komutan/önder sevicilik ve güç piramidin tepesinden büyü yapabilen beyazlardan oluşan şoven bir kültün bileşimi. Bu kült her zaman, ezilenler arasında toplumsal dayanışmanın, bir arada kardeşçe yaşamanın ve şenliğin önünde bir engel olmuştur.

Ezilenler Arasında Barış, Ezenlere Karşı Toplumsal Mücadele

Kurucu Meclis, halklarımızı etkileyen ciddi, derin sosyal, kültürel ve psikolojik sorunlara çözüm olmayacaktır. … Şiddet karşıtı ideologların ve pasifizme tapanların görmek istemediği şeyler: Ezilenlerin arasında barışı sağlayan, ezenler ve suç ortaklarına karşı sürekli toplumsal mücadeleyi mümkün kılan; özgür bir yaşam için verdiğimiz mücadelede kimin düşman, kimin dost olduğunu anlayacağımız, deneyime dayalı, entelektüel bir kavrayışın pratik imkanı.

Yakın gelecekte Venezuela’da iktidara gelecek olanların, Chavezci ya da Anti-Chavezci, 1989’da IMF talimatıyla Carlos Andrés Pérez hükümetinin “ekonomik paket” reformunu yapmaktan başka seçeneği olmayacak. Bu seçenek, tahakkümün maliyetini azaltarak devleti ayakta tutmanın kanıtlanmış formülüdür: Yolsuzluk piramidi, otoriterlik, militarizm ve ezilenlere baskıdan oluşan, devletin tanıdık yüzü. Venezuela’nın ardından, bölgelerimizdeki hükümetler de, farklı ritim ve dinamiklerle de olsa aynı yolu izleyecekler. Venezüella’da hangi hükümet görev alırsa alsın, ona destek vermek, yoldaşlarımıza ve kendimize ihanet olurdu.

Ne PSUV ne MUD: Mahalli, emekçi ve toplumsal örgütlenme!

Mücadele devam ediyor!


Çeviri
: Özgür Oktay

Bu yazı Meydan Gazetesi’nin 39. sayısında yayınlanmıştır. 

Gazetemizde yayınlanan tüm yazılara arşiv bölümünden ulaşabilirsiniz.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Giriş
Login