Farkındayız; iktidarıyla, ana muhalefetiyle ve hatta toplumsal muhalefetiyle coğrafyanın neredeyse tüm siyasi gündem referanduma sıkıştırılıyor. Sokaklar, bilboardlar, haberler, televizyon programları ve sosyal medya ağları… Hepsi referanduma endeksli. Referanduma katılacak tüm aktörler de “Evet” ve “Hayır” seçenekleriyle ilgili tüm kozlarını oynamaya… Her yerde aynı 18 madde konuşuluyor; tek adamlık, diktatörlük…

Bir de farkında olunmayanlar var; farkında olunsa da farkında değilmiş gibi davranılanlar… Referandumun gölgesinde bırakılanlar, unutturulanlar. Bahsedilen “tek adam yönetimi” uygulamaya geçmeden, henüz hala parlamenter sistemdeyken yaşananlar, yaşadıklarımız. Karşı karşıya olduğumuz haksızlıklar, adaletsizlikler…

Amed Newrozu’nda katledilen 23 yaşındaki Kemal Kurkut ve katledilmeden hemen önce çekilen fotoğrafları. İnfazın görüntüleri karşısında yaşanan sessizlik, yayın yasağı, gizlilik kararı… Yıllardan bu yana “kazanma hırsı”yla, “rekabet”le baskılanan ve girdiği sınavın ardından “başarısızlık” yaftasıyla yaşamına son veren Ömer; geç kaldığı için aynı sınava alınmayan ve intihar eden Büşranur. Onların ölümünün ardından hala “hırs”a, “rekabet”e, “yarış”maya ve “kazan”maya yapılan çağrı… Annesiyle birlikte beton duvarların ardına hapsedilen, oyuncakları yasaklanan, yaşamı çalınan 8 aylık Miraz bebek… Tutsaklığın karşısında yaşatılan “çaresizlik”, “yalnızlık”… 2017’nin yalnızca ilk üç ayında mermer blokların altında ezilerek, elektrik akımına kapılarak, inşaattan düşerek katledilen toplam 441 işçi. İş cinayetlerinin ardından yaşanan sessizlik, durdurulamayan “kazalar”, “kader” denilen ölümler… Yine aynı üç ayda erkekler tarafından katledilen 97 kadın, cinsel istismara uğrayan sayısız çocuk. Bunun karşısında erk’ek adaletle salıverilen katiller, korunan tacizciler, aklanan tecavüzcüler…

İşte tüm bunlar yaşanırken; her günümüz yeni bir tecavüze, cinayete, “kaza” ardına gizlenen ölüme ve bitmeyen şiddet sarmalına sürüklenmişken; bütün bir coğrafyanın tüm siyaseti yalnızca referanduma odaklanmayı seçti. “Evet”lerle “Hayır”lar yarışırken; bu yarışın kaybedeni de her zaman olduğu gibi yine iktidarlar tarafından baskılananlar, yok sayılanlar, ezilenler oldu. Devlet her zaman yaptığı gibi kendi talanını da, katliamını da, savaşını da bir gündemin ardında gizlemeyi başardı. Yaşanan sayısız adaletsizlik, referandumun “gölgesinde” bırakıldı, saklandı.

“Daha kötüsü geldi”, “geliyor”, “ne zaman gelecek” derken; şimdi karşı karşıya olduğumuz ve şimdi mücadele edilmesi gereken sorunlardan giderek uzaklaşılıyor. İktidarlar eliyle yaratılan adaletsizlikler göz ardı ediliyor; gerçek ve acil çözüm bekleyen sorunlara kaynaklarında yerinde çözüm aranmıyor. Şimdi yaşadığımız sorunlarımız, giderek önemsizleştiriliyor.

Devletin istediği oluyor; alışılıyor, unutuluyor…

Ama bizler devletin unutturma politikalarına kapılmayacağız, referandumun sıkışmışlığına tıkılıp kalmayacağız. Unutmayacağız, affetmeyeceğiz!

Serhat Budak

[email protected]

Bu yazı Meydan Gazetesi’nin 38. sayısında yayınlanmıştır.

 

Gazetemizde yayınlanan tüm yazılara arşiv bölümünden ulaşabilirsiniz.

Etiketler: , , , , ,

Giriş
Login