16427727_845679758905247_8625773538902540757_n

Gazetemiz yazarı ve devrimci anarşist tutsak Umut Fırat Süvarioğulları, “sürgün sevki”nin gerçekleştiği İzmir Yenişakran 4 No’lu T Tipi Hapishanesi’nde maruz kaldığı OHAL koşullarına, 14 kişilik odalara 20 kişi yerleştirilmesine, parçalanmış kanlı yataklarda yatılmaya zorlanmasına, psikolojik baskının ve işkencenin sürekli bir şekilde devam ettirilmesine ve devrimci anarşist siyasi kimliğinin yok sayılmasına karşı 11 Aralık 2016 tarihinde açlık grevine başlamıştı.

Hapishane yönetiminin Umut Fırat’ın kararlı mücadelesi sonucunda geri adım atması ve yoldaşımızın açlık grevine konu olan talepleri doğrultusunda kaldığı odayı değiştirmesi sonucu açlık grevini 55. gününde kazanımla sonlandırmıştır.

Gazetemize yolladığı, eylemi süresince dayanışma gösteren yoldaşları selamlama metnini sizlerle paylaşıyoruz.

Sevgili yoldaşlar,

Süresiz açlık grevimin 50. gününde sizlere bir mesaj yazmak istedim. Ancak dayanışmanızdan aldığım güçle daha zamanı değil diyerek, eğer hayatta kalabilirsem 23 Şubat’taki mahkememde okumak için erteledim. Bu “veda mektubu” değil, “zafer narası” olacaktı. Aynı, o zaman aklımdan çıkmayan Nicola Ferdinando Sacco ve Bartalomeo Vanzetti’nin katledilişlerinde mücadeleyi örgütlerken farkında oldukları zafer gibi.

Bunlar gelmese hiç başımıza, siz çıkmasaydınız karşıma/ ona, buna dert anlatacağım diye köşe başlarında/ harcar giderdim ömrümü/ silik, belirsiz, yenilmiş titretir giderdim kuyruğu./ Ama şimdi öyle mi ya!/ Bizim başarımız bu ölüm, bizim zaferimiz bu./ Dünyada aklımıza gelmezdi böyle yararlı olacağımız,/ insanlık için, adalet için, özgürlük için/ es kaza gördüğümüz bu hizmeti/ bir kere değil, on kere yaşasak yapamazdık./ Dediklerimiz, hayatımız, çektiklerimiz hiç kalır bunun yanında/ hiç kalır yanında idamımız/ bir kunduracıyla bir işportacı parçasının idamı./ Yaşayacağımız o son anı elimizden alamazsınız ya!/ O bizim işte, o bizim zaferimiz.” (Vanzetti)

Onlar bu zaferi yedi yıl, dört ay, on bir günlük yargısız infaz sürecinde örgütlediler. Belki 23 yıllık yargısız infaz sürecim böylesi bir zaferle taçlanacaktı ama olmadı. Yaşayarak bu mücadeleyi büyütme sorumluluğumuz var omuzlarımızda.

Merhaba yoldaşlar,

52+1 günlük açlık

Sizlere tekrardan merhaba diyebiliyor olmanın sevincini, mutluluğunu yaşıyorum.

An geldi direniş kararı almam gerekti, zorlu ve sıkıntılı koşullarda. An geldi paldır küldür yıkıldı bulutlar, süresiz açlık grevimin 40. gününde, bir cumartesi sabahı babamın öldüğü haberini aldım.

Bir merdivenin altında, adeta betondan bir tabutun içinde yatar gibi, üst üste yığılmış insan kalabalığında yatağının önünde tuvalet sırası bekleyenler, on santim ötesinde yemek yemek zorunda kalanlar, baş ucunda 22 basamaklı ayakkabılığın ağır kokusu, yatağının altına sızan tuvaletten gelen sular, nem ve havasızlık… Sansürlenen gazete, dergi ve kitaplarla, el konulan mektuplarla sessizliğe mahkum edilmenin, açılan soruşturmalara verilen disiplin cezalarıyla izaya çekilmeye, terbiye edilmeye, diz çöktürülüp teslim alınmaya çalışılan devrimci iradeler… Keskin bir bıçak gibi, bam telinin koptuğu an…

12.12.2016 tarihinde, Saray darbesi döneminin Şakran 4 No’lu T-Tipi zindanında seçenekler tüketildiğinde oyunu bozdum, kuralları değiştirdim, denetimin dışında çıktım, benim için döndürülen çarkın dişlilerinin arasına çomağımı soktum. Sabırla, disiplinle, sorumlulukla ve iradeyle 52+1 gün açlığa direndim. Gün gün eridim, eridikçe iktidarın gözlerini de, gücünü ve iradesini de erittim. Kayıtsız kalamadı bir çoğu, iktidarın kiriyle yıkanmış taş yürekleri dışında. Bedenimi anarşist propagandanın aracına dönüştürdüm. O yetmediğinde tüm enerjimle zihnimi kullandım, her fırsatı değerlendirdim, açık olan her kulağa seslendim.

Siz yoldaşlarım da eylemimi kolektifleştirip eyleminiz yaparak, dayanışmanızla sahiplenerek, eylemi örgütleyerek mücadelemizin bir parçası yaptınız. Dinci-Milliyetçi, Faşist darbeci iktidar bloğunun zindanındaki temsiline karşı benim başlattığım direnişi sizler, dışarıda hakim kılınmaya çalışılan korkuya, yılgınlığa ve sessizliğe karşı ses olabilmenin, hareketlenmenin ve cesaretin bir deneyimine dönüştürdünüz. Bana güç verdiniz.

Hiç kimse gelmeyecek bizi kurtarmaya, bizim adımıza direnmeyecek hiç kimse, çare biziz. Çare mücadeleyi, dayanışmayı örgütlemekte. Geleceğe ertelenecek bir an yok! İktidarın zamanında teslim olamayız, olmayacağız.

Yurtdışında özellikle Yunanistan’da, İrlanda’da, İtalya’da ve diğer coğrafyalarda fiili eylemliliklerle veya dayanışma adına yapılan her faaliyeti örgütleyen tüm yoldaşlarımızı selamlıyorum. Sizleri sürekli yanı başımda hissettim, varlığınızdan güç aldım. Bu gösterilen dayanışmanın devletlerin çizdiği sınırları aşarak yaşadığımız topraklarda bizlere güç ve moral verdiğini, mücadelemizi büyüttüğünü düşünüyor ve inanıyorum. Görüşme masasında oturmuş çaresizce ağzımdan çıkacak sözlere bakan iktidar temsilcilerinin karşısında “Şu an biz burada konuşurken Yunanistan’daki büyükelçiliğin önünde yoldaşlarım dayanışma eylemi yapıyor, ilerleyen günlerde bu birçok ülkeye yayılacak.” diyebilmiş olmanın haklı gururunu yaşadım. Bundan çok büyük güç ve direnç aldım. O gün süresiz açlık grevimin 52. günündeydim ama karşımdakiler benden çok daha güçsüz, yorgun ve moralsizlerdi. Bunu hep birlikte başardık!

Bu ne ilk ne de son olacak. Yaşadığımız deneyim, sürecin bir parçası. Bu mekanda kalıcı bir çözüm de, zafer de yok. Ancak, zindanları yıktığımızda bu mümkün olacak. Bu yüzden şimdi olduğu gibi gelecekte de, siyasi kimliğimize, bedenlerimize, cinsiyetimize/cinsel yönelimimize, yaşam alanlarımıza, doğamıza dönük her mekan ve zamanda, iktidarların saldırılarına karşı böyle kolektif direniş ve dayanışmayı örgütleyerek mücadelemizi büyüteceğimize inanıyor, siz değerli yoldaşlarıma mücadelelerinde başarılar diliyorum.

Devrimci Dayanışmayla,

Devrimci Anarşist Tutsak Umut Fırat Süvarioğulları 

Bu yazı Meydan Gazetesi’nin 36. sayısında yayınlanmıştır.

Gazetemizde yayınlanan tüm yazılara arşiv bölümünden ulaşabilirsiniz.

Etiketler: , , , , , , , , , , ,

Giriş
Login